RAHİM AĞZI KANSERİ

Rahim ağzı (serviks) kanseri, dünyada ve ülkemizde kadınlarda görülen 4. en sık kanser türü. Her yıl 500,000 kadına rahim ağzı kanseri tanısı konuyor. Kadınlarda en sık meme kanseri görülse de, rahim ağzı kanseri yaşamsal tehdit oluşturması nedeniyle meme kanserinin önüne geçiyor. 

Ayrıca virüs bulaşması yoluyla oluşan tek kanser türü olduğu biliniyor.

 

Nasıl oluşuyor?

Serviks denilen rahim ağzına, genellikle cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virüsü (HPV) yerleşiyor. HPV, pek çok kişide görülen bir virüs. Bu virüsün 200'e yakın değişik tipi olmasına karşın 15 tanesi bu hastalığa yol açabiliyor. Virüs, öncelikle rahim ağzının yüzeyini oluşturan hücrelerde bir değişime yol açıyor. Kanser öncülü sayılabilen (CIN) bu hücreler uzun yıllar içerisinde rahim ağzı kanserine dönüşebiliyor.  

 

Kimlerde görülüyor?

Rahim ağzı kanseri genellikle orta ve ileri yaş kadınlarda rastlansa da, herhangi bir yaşta ortaya çıkabiliyor.

 

Kimler risk altında?

Aşı olmayan ve korunmasız cinsel ilişki kuranlar, risk altında kabul ediliyor.

 

Belirtileri neler?

Erken dönemde hiç belirti vermeyebiliyor. Sık görülenlen şikayet ve bulgular;

  • Vajinal kanamalar (Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında)

  • Adet dışı kanama,

  • Vajende doluluk ya da kitle hissi,

  • Kötü kokulu veya kanlı vajinal akıntılar,

  • Ağrılı cinsel ilişki,

  • Bel ve kasık ağrısı.

 

Eğer rahim ağzında oluşan tümör, rahim içi boşluğuna, vajina ve pelvik  duvarına, mesane ve rektuma ilerliyorsa; farklı belirtiler gösterebiliyor. Kabızlık, kanlı idrar, vajenden idrar veya dışkı gelmesi belirtiler veriyor. Eğer pelvik duvarına yayılmışsa bacak ağrısı ve ödeme neden olabiliyor. Ancak bunlar çok ileri safhalarda görülebilen şikayet ve bulgular.

 

 

Nasıl korunabilirsiniz?

Rahim ağzı kanserinden korunmak için cinsel yönden aktifseniz cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmanız gerekiyor. Bu yöntem, virüs bulaşma riskini düşürse de, HPV prezervatifin kapsamadığı bölgelere bulaşabiliyor; bu nedenle prezervatifler HPV'ye karşı tamamen koruma sağlamayabiliyor. Tek eşlilik, virüsün bulaşma ihtimalini düşürüyor.

 

Aşı olmak ise en etkili koruyucu yöntemin başında geliyor.

 

Tanı yöntemleri neler?

Rahim ağzı kanseri, düzenli muayene ve tarama yöntemleriyle erken dönemde teşhis edilebiliyor. Cinsel yaşam başladıktan sonra Pap-smear ve HPV gibi rutin testlerle, henüz kansere dönüşmeyen hücresel değişiklikler tespit edilerek, tam tedavi şansı yakalanabiliyor.

Bu hücresel değişikliklerin 20-30 yaş arasındaki kadınlarda görülme olasılığı oldukça yüksek. Yani yaklaşık her iki kadından birinde öncül lezyonlar görülebiliyor. Ancak bu durum, rahim ağzı kanseri olacak anlamına gelmiyor. Bu durumda en etkili yöntem, doktor kontrolüyle takibin yapılması. Bu nedenle de 20-30 yaş arasında, üç yılda bir sadece smear testiyle takip öneriliyor. 30 yaşından sonra da, PAP smear’de yapılan sitolojik incelemeye HPV DNA testi de ekleniyor. Co-test olarak adlandırılan, PAP smear ile yüksek riskli HPV-DNA testinin birlikte yapıldığı bu tarama sayesinde gereksiz biyopsi alma ve işlem yapma riski azalıyor. Hastalara daha uzun aralıklarla takip edilme olanağı sunuluyor. Bu testin sonucu negatif çıkarsa, hastanın bir sonraki takibi beş yıl sonra yapılıyor.

 

Aşı olun!

Rahim ağzı kanseri aşı ile korunabilen tek kanser türü. Aşı ile hastalık riski, minimuma iniyor. Cinsel aktivite başlamadan önce, yaklaşık 11-12 yaş arasındaki tüm erkek ve kızlara iki veya üç doz HPV aşısı yaptırılması öneriliyor. Eğer daha önce aşı yapılmadıysa, erkekler için 21 yaşına kadar, kadınlar için ise her yaşta HPV aşısı yapılabiliyor.